
Belediyeler tarafından sağlanma zorunluluğu olan kullanım ve içme suyunun, derinine inildiğinde oldukça büyük rakamlara mal edildiği görülmektedir. Zira tabiatın kendisinde var olan su, “ulaştırma ve tesisat bedeli” adı altında kelimenin tam anlamı ile fahiş fiyatlara satılmaktadır. Evlerimizde kullanılan suyun metreküp oranı küçük sayılara tekabül ettiğinden dolayı, ödenen su faturaları çok sorun edilmese de, günde yüzlerce hatta binlerce metreküp su kullanması gereken fabrikalarda, üretim maliyetini oldukça arttırmaktadır. Bu durum girişimcileri, “suyu nasıl daha ucuza mal edebilirim?” sorusunun cevabını aramaya itmiş ve sonuç olarak “kuyu suyu” kullanma yöntemi soruna çözüm getirmiştir.
Öncelikle; dünyanın hemen her yerinden yeteri kadar kazılması sonucu elde edilebilecek olan suya, fabrika ve atölyenin açık alanları dahilindeki en kolay ulaşım noktası saptanarak sondaj çalışması başlatılır. Sondaj çalışması bitince, yer altındaki suyun yeryüzüne çıkarılması için gerekli tesisat kurulur. Ancak küçük bir sorun vardır. Çünkü yerin altındaki su kaynağı, çeşitli katmanlardan geçerken içine bir dizi metal, ağır metal ve partikül karışmıştır. Dolayısı ile filtre edilmeden kullanılması maddi kayıplar ve sağlık sorunlarına yol açacaktır.
Kuyu Suyu Nasıl Arıtılır?Kuyudan temin edilen su, önce bir partikül filtresinden geçirilir. Bu filtrenin amacı; suyun içinde gözle görülen yabancı cisimlerin arındırılmasıdır. Bu üniteden geçen su, içinde gözle görülen parçalar bulundurmamasına karşın, rengi ve kokusu bakımından kullanılmaya elverişli değildir.
Ardından “ters ozmos” (reserve osmosis ) prensibi ile çalışan sistem devreye girer. Bu sistem genel itibarı ile üç aktif karbon filtre ve bir membranlı ters ozmos ünitesinden oluşmaktadır.
İlk aktif karbon filtrenin ifa etmesi gereken görev, suyun içinde bulunan fakat bakıldığında fark edilmeyen parçaların geçişine izin vermemektir. Bu parçalar genelde beş mikrondan daha büyüktür.
Ardından devreye ikinci karbon filtre girer. Bu filtrede de, suyun rengi ve kokusu düzeltilir. Başka bir söylemle; suyun bulanık gözükmesine ve kötü koku yamasına neden olan tüm bakteri, partikül ve benzeri etkenler yok edilir. Su artık berrak ve kokusuzdur. Ancak kullanılmak için birkaç işlemden daha geçmesi gerekmektedir.
İkinci karbon filtreden de geçen su; artık sisteme adını veren “ters ozmos” ünitesine girmek için hazırdır. Bu birim; tıpkı hücre duvarı gibi seçici – geçirgen bir yapıya sahiptir. Suda olması gereken her türlü mineralin geçişine izin verirken, kurşun benzeri ağır metallere karşı set görevi görür. Ters ozmos ünitesinden çıkan su, “sağlıklı su” olarak nitelendirilebilir, lakin içme suyu olarak kullanılması için bir işleme daha tabi tutulması gerekmektedir.
Ters Ozmos birimini terk eden su, direkt olarak su tankına aktarılır. Zira her seferinde arıtma işlemi için geçmesi gereken sürenin beklenmesi olası değildir. Tankta bekleyen su kullanılmak istendiğinde ise, son bir filtreden daha geçer. Bu filtre, yumuşatma ünitesi olarak ta nitelendirilebilir. Sudaki sodyum oranını dengeleyen ve kalsiyum, magnezyum gibi iyonları bünyesinde tutma görevini gerçekleştiren filtremiz; içme ve kullanma için gerekli tüm özelliklere sahip suyu üretir.